22 Temmuz 2010 Perşembe

Brainticket - Psychonaut

Selam,

Son dönemlere kıyasla kısa bir aradan sonra beraberiz yine. Luksemburg'tan sonra İsviçre durağımız. İsviçre'den paylaşılacak çok grup var, ama ne kadarı yetişir bilemiyorum. Bir sorun çıkmaz ise Temmuz 27'sinde Ankara'ya; oradan 4-5 gün sonra Altınoluk'a; oradan da tahmini 1 hafta sonra tatile bir yerlere gideceğim. Yani salıya dek İsviçre'den hızlandırılmış şekilde ne paylaşırsam paylaşacağım.

Brainticket benim İsviçre'den tanıdığım ilk grup. Ben ilk albümleri ile başlamıştım gruba. Cottonwoodhill idi albümün adı ve dinlediğim en psikedelik albümdü. Sonrasında gördüm ki Brainticket zaten benim şahit olduğum en psikedelik grup. Hatta halüsinatif bir grup kendileri. Space rock etkisi de mevcut.
Cottonwoodhill albümü hakikaten garip bir albümdü. İddaa yeni çıkmıştı, Ankara'daydım, lise 2 bitmişti ve ben yine böyle sıcak bir ya günü bu adamları tanımıştım. Albüm ağırdı, kadının teki orgazmik sesler çıkarıyordu, yine aynı kadın "Oh, yes, and sex, I like sex" diye bağırıyordu, şehrin gürültüsüne benzer sesler kaydedilmişti, kozmikti ve garipti. Zaten sözlükte yazdığına göre kimi albüm kapaklarının arkasında "Bu albüm asit ve lsd ile çok iyi gider. Yapacağınız yasa dışı eylemlerden grup ya da yapımcı firma sorumlu değildir" yazarmış. O derece garip ve ilk albümde bunu hemen anlıyorsunuz.

Bugün ikinci albümü paylaşıyorum. Neden? Çünkü, hem hazmı daha kolay, hem klasik Alman müzik kültürüne daha yakın bir çizgide, hem de ilk albüme kıyasla daha çok sevdim. Albümde sitar, tef, tabla gibi daha çok yerel kültürlerle anılan enstrumanlar var ve bunlar hakikaten kaliteyi arttıran detaylar.
Albümü deneyin, daha da ileri gitmek isterseniz ilk albümü de indirin. Hatta direk indirin. Sevmeseniz dahi farklı bir tecrübe olacaktır.

Efendim Fenerbahçe olarak kanatları güçlendirmeye devam ettik. Dia beklediğim bir isim değilse de yine de umut veren bir isim. Önümüzde bir forvet oyuncusu transferi var. Gyan adı geçiyor; benim ilk tercihim olmaz ama alınırsa da bir şey diyemem; ama umuyorum ki daha iyi, daha teknik bir isim bulacaklardır.
Ayrıca Gurbet Kupası'nı da manidar manidar kazandılar. Takımı tebrik ediyorum. Santos'a ayrı teşekkürlerimi sunuyorum; bu sene de favori oyuncularımın başında olacak. Arda'ya ise ne desem karar veremiyorum. Bu adamı Fenerbahçe maçlarına çıkartmasınlar, fena sapıtıyor sonra.

Bunun dışında gece olunca, yalnızsam genel de bir sıkıntı gelirdi bana. Bu gece sıcağa rağmen gelmedi, gelmediği gibi az önce Passaparola yarışmasında çalan Barış Manço şarkısıyla neşe bile doldum. Neşeli olunca blog daha iyi gidiyor, daha aktif oluyor. Umarım bozulmaz. Bu neşeye ithafen de bugün müzikal anlamda neşenin karşılığı olarak gördüğüm müzisyenlerin birinden, David Byrne'den bir şarkı ekleyeceğim yazımın sonuna. Talking Heads zamanından kalma bir şarkı, ama solo şekilde ve canlı söylüyor.


Herkese esenlikler dilerim..

0 yorum:

Yorum Gönder